Çalışan Deneyimi

Potansiyel bir çalışanın işyeriyle kurduğu ilk temastan, çalışan olarak kurduğu tüm etkileşimlerinin ve istihdamın bitimine kadar geçen sürede yaşanmış her şeye çalışan deneyimi diyebiliriz. Tanımlamalar çalışan deneyimine nereden baktığınıza göre elbette değişir. Globoforce Workhuman Araştırma Enstitüsü ve IBM Akıllı İşgücü Enstitüsü, çalışan deneyimini “Çalışanların kuruluşla etkileşimlerinde, iş tecrübeleriyle ilgili bir algı kümesi” olarak tanımlamaktadır. İş arayışımızda kurumun web sayfasına girmemizle başlayan, işe giderken kullandığımız servis, kullandığımız bir program ya da bilgisayar ve evden çalıştığımız bir gün gibi fiziksel süreçler iken; kurumun vizyonu, misyonu, iletişim kültürü, güven, adalet ve bir yöneticimizin bizi korumak için gösterdiği çaba gibi duygusal süreçlerin toplamıdır. (İstenen olumlu düşüncelerin olmasıdır) Zaman içerisinde farklı faktörlerin etkisiyle iş yapış şeklimiz değişti ve değişmeye de devam ediyor. Z kuşağı dediğimiz teknolojinin içine doğmuş nesil artık çalışma hayatına katılmaya başladı ve önceki nesillerin aksine geleneksellikten uzak, sorgulayıcı, sosyal mecraları aktif kullanan, sabırsız bir o kadar da zeki bir nesil. Bu nesli çalışma ortamında tutmak, aidiyet kazandırmak ve sadık çalışanlar edinmek istiyorsak, çalışan deneyimlerini dizayn etmeye başlamamız gerekiyor. Yeni müşteriler kazanmak ve o müşteriyi elde tutmak için çeşitli stratejiler geliştiriyor ve uyguluyorsak aynı çabayı iç müşterimiz olan çalışanlarına da göstermeliyiz. Çünkü bazı araştırmalar gösteriyor ki; mutlu çalışan ile mutlu müşteri arasında büyük bir bağlantı var. Bu bağlantıyı düşünerek, müşteri memnuniyeti için kullanılan NPS ölçümlemeyi çalışanlarımız için de kullansak nasıl olur? "Bizi tanıdıklarınıza tavsiye eder misiniz?" Peki çalışan deneyimi nasıl geliştirilir? Bu konuda Deloitte* birtakım fikirler veriyor; “-Çalışan deneyimini arttırın ve bir öncelik haline getirin: Entegre çalışan deneyiminin, müşteri deneyimi stratejisi kadar etkili olabileceğini kabul edin. Farklılaştırılmış bir çalışan deneyimini tasarlayın ve iş, işyeri ve iş gücü deneyiminin tüm yönleriyle koordineli şekilde çalışmasını sağlayın. Stratejinize sağlık ve iyilik kavramlarını ekleyin. -Süreci yönetecek bir lider veya ekip belirleyin: Çalışan deneyimi için üst düzey bir lider atayın ve İK'nın tüm çalışan deneyimine odaklanabilmesi için planlama, öğrenme, kariyer gelişimi, organizasyonel tasarım, analitik ve kültür işlevlerini koordine edin. Liderlik gelişimi, performans yönetimi, iş yeri tasarımı ve ödüller gibi programlar şimdi entegre çalışan deneyiminin alanına giriyor. -Tasarım düşüncesini benimseyin: Çalışanların her gün ne yaptığını inceleyin, dinleyin, öğrenin ve çalışmayı basitleştirmenin ve verimliliği, performansı ve bağlılığı artırmanın yeni yollarını keşfedin. -İşgücünün tamamı için deneyimler düşünün: İşgücünün tüm kesimleri "adaylar, tam zamanlı, yarı zamanlı, serbest çalışanlar ve hatta çoğu zaman mezunlar" çalışan deneyiminin unsurlarının onları çekmek için tasarlanmasını bekleyecektir. -Dışarıya bakın: Fırsat ve zayıflık alanlarını tespit etmek için Glassdoor, LinkedIn ve diğer mecralardan gelen bilgileri kullanın. Akran şirketlerini ziyaret edin ve çalışan deneyimini nasıl yeniden tasarlayacağınızla ilgili yeni fikirler bulun. -C-suite ve takım lideri desteğinin alınması: Üst düzey yöneticilerin ve takım liderlerinin katılımı önemlidir, çünkü günlük yönetim ve katılım genel istihdam markasını etkilemektedir. Üst düzey liderler hedefler, ödüller ve diğer performans programları aracılığıyla çalışan deneyiminden sorumlu olabilir. -Coğrafyanın etkisini göz önünde bulundurun: Trend global olsa da başarılı yaklaşımlar coğrafyaya göre değişecektir. Uluslararası şirketler çalışanlarının iş deneyimini nasıl algıladıklarındaki kültürel farklılıkları anlamalıdır. Daha kolektif veya grup odaklı kültürler, daha bireysel odaklı olanlardan farklı katılım programları gerektirir. -Ölçümle: Yıllık veya iki yılda bir yapılan katılım anketlerinin ötesinde düzenli yapılan anketlere ve açık geribildirim sistemlerine geçin. Aday görüşmeleri yapın, görüşmeleri takip edin, performans görüşmeleri yapın ve çalışanlarınızın karşılaştığı sorunları tam ve gerçek zamanlı olarak anlamanın bir yolunu bularak görüşmelerden çıkın. Çalışan deneyiminin düzenli olarak ölçülebilmesi ve izlenebilmesi için, sayısal göstergesi olan bir program tasarlayın.” Küreselleşmenin de etkisiyle hızla değişen, dönüşen ve rekabet ortamının da büyüdüğü bir dünyada mutlu müşteriler istiyorsak, işe çalışanlarımızla başlamanız gerektiği aşikar. Örneğin Adobe şirketi yeni bir yapılanmaya gidiyor ve müşteri deneyimi ile çalışan deneyimini eş zamanlı yürütecekleri bir organizasyon kuruyor. Müşteri deneyimi bölümü müşterilere ürünleri kullanmaları konularında yardımcı olurken, çalışan deneyimi bölümü yani insan kaynakları, çalışanlara ve çalışma ortamlarına odaklanıyor. Sonuç olarak iyi dizayn edilmiş bir çalışan deneyimi, şirketimize yapacağımız en büyük yatırımlardan biri olacaktır. “Benim felsefem her zaman şöyleydi: birinci önceliğiniz çalışanlarınız, ikinci önceliğiniz müşterileriniz ve üçüncü önceliğiniz paydaşlarınız olursa, etkin bir şekilde sonunda paydaşlarınız iyi durumdadır, müşterileriniz daha iyi durumdadır ve çalışanlarınız mutlu olur.” Virgin Grup CEO’su Richard Branson *https://www2.deloitte.com/us/en/insights/focus/human-capital-trends/2017/improving-the-employee-experience-culture-engagement.html